English Site      
Basında "İstanbul Haritaları"


21 Ocak 2010
Aziz Üstel
İstanbul haritaları
Sevgili Ali Ağaoğlu, İstanbul'un 500 yıllık öyküsünü görsel bir anlatımla özetleyen harika bir kitap hazırlatmış.
Bu kitaba bakarken, hayallerin içine dalıp gidebilirsiniz...
Bir yandan İstanbul'u anlamaya çalışırken, diğer yandan varlığına katkıda bulunmak, onu gelecek kuşakların da ilham alacağı bir yer olarak yaşatmak, hepimizin görevi."
Ayşe Yetişkin Kubilay Hanımefendi'nin hazırladığı kitap, 1422-1922 arası İstanbul haritayarıyla bezenmiş.
Düşünün hele M.Ö. 7 yüzyıldan bu yana var olan bir kent İstanbul.
Tam 1300 yıl Doğu Roma İmparatorluğu'nun, 500 yıl da Osmanlı İmparatorluğu'nun başkenti.
Kitabı insan okumuyor, hayranlıkla seyrediyor!
Eline, aklına çabana sağlık Ali Ağaoğlu.





23 Ocak 2010
Hürriyet
Doğan Hızlan

100 haritada bir İstanbul

Harita denince ne gelir aklınıza?
En basitinden okul dönemlerinde bakılan atlaslar.

Türkiye'nin, dünyanın, uzak diyarların bir kâğıt üstündeki adları, kentleri, özellikleri.
Benim çocukluğumda Faik Sabri Duran'ın atlasları alınır, onlara bakılırdı.
Önümde eşsiz bir kitap duruyor: İstanbul Haritaları. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın hazırladığı kitaptaki 100 harita 1422-1922 arasındaki zaman dilimini kapsıyor.
Haritalara baktıkça, İstanbul'un çeşitli dönemlerini birbiri ardına görebiliyorsunuz. Hiç kuşkusuz bunları izlerken, insan öğesinin de izdüşümünü dikkatli bir okur fark eder. 2010 İstanbul Avrupa Kültür Başkenti yılı için gerçekten önemli bir çalışma. İstanbul'un coğrafyasını, tarihini bilmeden, birçok çalışmayı yerli yerine oturtmak mümkün değildir.
İlber Ortaylı, Haritacılığın Gelişimi ve İstanbul yazısında haritanın önemini belirttikten sonra kısaca kitabın özelliğine de değiniyor:
"Harita hiç şüphesiz bire bir modeldir. Ve harita tekamül eder... Bu tekamül bir yerde tarihin kendisidir. Yerküreyi ve çevremizi ayrıntılarla keşfin tarihidir.
İstanbul Haritaları 1422-1922, Rönesans'ın en parlak devrinden başlıyor. Şimdi Yunanistan'da yaşayan eski bir hemşehrimizin; Nick Adjemoglu'nun koleksiyonu başta olmak üzere, en mutena 100 İstanbul haritası seçilmiş ve bu kitap hazırlanmış.(...) Buradaki haritalar, Avrupa'nın Osmanlı'yı görme şekilleri hakkında da bilgi veriyor."
Ayşe Yetişkin Kubilay kitabın serüvenini yazarken, kendi hislerini de çok güzel ifade etmiş:
"Yeryüzünün belki de en şairane kentinin; İstanbul'un kitabını hazırlayacaktım. Önümde, bugüne kadar gördüğüm en kapsamlı İstanbul haritaları koleksiyonu, yirmi yıllık tutkum ve ben... Çağlara, imparatorluklara, akımlara, sokaklarında yaşayan insanlara direnen, kimi zaman meydan okuyan ve sonsuzluğa yürüyen bir kenti anlatacaktım. İstanbul'un 500 yılını bir kitaba sığdıracaktım... Ama yalnız değildim; dünya kartografya tarihine yön vermiş haritacıları kılavuz alacak, İstanbul'u tarihin en ünlü gezginleriyle dolaşacaktım. (...)
Bu, belki de hayatımın en etkileyici yolculuğuydu..."
Stephanes Yerasimos, İstanbul bir tarihtir'de İstanbul'un özelliğini ve kendine özgülüğünü güzel bir yazıyla kaleme almış. Onun da dediği gibi; "Konstantinapolis'i fetheden olmadı aslında; sadece imparatorluk bayrağı el değiştirdi."
Haritaların altındaki veya takip eden sayfalarında yer alan yazılarla; haritayı hazırlayanın hakkında, dönem hakkında önemli bilgileri vererek, haritaların daha iyi anlaşımasanı ve okunmasını, yüzyıllar arasındaki değişim bağının kurulmasını sağlıyor.
İstanbul Haritaları'na bakarak yüzyılları içeren bir geziye çıkabilirsiniz, yaşadığınız kentin güzelliklerini bir kez daha keşfedebilirsiniz. Bu, belki de sizin de hayatınızın en etkileyici yolculuğu olacak.
Bu güzel projenin yönetmeni: Yalçın Balcı ile Ekber And.
Hoşuma giden haritalar oldu, bunlardan biri İstanbul'da bir evi gösteren harita, diğeri de İstanbul'un camileri haritası. Değişik dönemlerde, değişik yıllardaki İstanbul'u haritada görmek, bu şehri daha çok sevmem için bir neden.
Çünkü herkes yaşadığı kentin bütün özelliklerini bilmeli, öğrenmeli.
Haritalar benim için önemli çağrışım listeleridir.
Özellikle filmlerden edindiğim harita kavramının bendeki izlerinden söz etmeliyim.
Serüven filmlerinde genellikle kayıp bir haritanın peşine düşülür ya da haritadan yola çıkarak kutsal kente, defineye varılır, kayıp bir medeniyete yahut büyük bir hayal kırıklığına ulaşılır.
Büyük usta Sait Faik Abasıyanık'ın Haritada Bir Nokta öyküsünden bir bölüm, haritanın zevkine varmak için yeter de artar bile:
"Çocukluğumdan beri ne zaman haritaya baksam, gözüm hemen bir ada arar; şehir, vilayet, havali isimlerinden hemen mavi sahile kayar... Robenson Kruzo'yu okumuşumdur herhalde, unuttum gitti. Onun zoruyla mavi boyaların ustunda bir garip ada ismi okuyunca hülyaya daldığımı sanmıyorum. Romanlar yüzünden adaları sevdiğimi pek ummuyorum ama belki de o yüzdendir. Haritada ada görmeyeyim. İçimdeki dostluklar, sevgiler, bir karıncalanmadır başlayıverir. (...)
Yatak odama bir tane asmışımdır; geceleyin yatmadan evvel okuduğum kitaba inanmazsam, canım sıkılır da gözümü kitaptan kaldırırsam haritaya gözüm ilişsin diye. Haritayı görünce bir nokta ada, ada görünce de hemen fırtınaları, rüzgârları, uğultuları, köpekbalıklarını sonra birdenbire adanın namuslu insanlarını hatırlayıveririm."
Petrus Gyllius'un sözünü hatırlatmak istiyorum: "Diğer bütün kentler ölümlüdür ama Constantinopoleos, sanırım, insanlar varoldukça yaşayacaktır."
İstanbul'la ilgili ve onun 500 yılını haritalardan anlatan etkileyici bir kitap.
Evnizin kitaplığında bulunmalı, meraklısı için bulunmaz bir kitap.






25 Ocak 2010
Hürriyet

İstanbul haritaları ABD yolcusu

İstanbul'un, 1422 tarihli bilinen ilk haritasıyla başlayan ve 500 yıllık haritalarını bir araya getiren "İstanbul Haritaları 1422-1922" adlı kitap Uluslararası Miami Kitap Fuarı'na "özel davetli" olarak katılacak.

Denizler Kitabevi Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Turgay Erol, yaptığı açıklamada, sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay tarafından, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın danışmanlığında Ağaoğlu Şirketler Grubunun desteğiyle hazırlanan kitabın, fetih öncesinden başlayıp Osmanlı İmparatorluğunun son günlerine uzanarak İstanbul'un gizli kalmış güzelliklerini, dönemin haritaları ve gezginlerin tanıklıklarına dayanarak anlattığını söyledi.

Yunanistan'da yaşayan İstanbullu Nick Adjemoğlu'nun 580 haritası arasından seçilen 100 haritanın yer aldığı kitabın, Floransalı ünlü gezgin ve haritacı Christoforo Boundelmonte imzası taşıyan 1422 tarihli İstanbul üzerine bilinen ilk haritasıyla başladığını anlattı. Erol, kitapta, kentin ilk bilimsel ölçekli haritasının yanı sıra yangın, sigorta, cami, soy ağacı, demografik, liman, demir yolu, semt ve satıcılarını gösteren haritaların yer aldığını kaydetti.

Kitabın, 31 Ocakta Uluslararası Miami Harita Fuarı'na "özel davetli" olarak katılacağını bildiren Erol, Miami'de ayrıca kitaptan seçilen özel haritaların yer aldığı bir de sergi açılacağını belirtti.

Miami Harita Fuarı'nın dünyanın en büyük harita fuarı olduğunu ifade eden Erol, "Fuara katılmak özel bir izne bağlı ve akredite olmak gerekiyor. Fuara kitabın bir kopyasını gönderdik. Başvuru süresini geçirmemize rağmen kitabı gören yetkililer bizi fuara son anda davet etti ve son dakikada bir pavyon ayarladı" diye konuştu.

Erol, dünyadaki özel harita kitaplarının görücüye çıkacağı fuarda kitabı, editörü Ülkem Özge Sevgilier'in tanıtacağını kaydetti.

Kitabın, Dublin, Londra ve Paris'teki harita fuarlarına katılımı için de çalışmaların sürdüğünü söyledi. Bu arada, kitapta yer alan haritaların orijinallerinin yer aldığı sergi, Rahmi Koç Müzesi'nde 14 Şubata kadar gezilebilecek.






28 Ocak 2010
Hürriyet
Ayda KAYAR / HABER MERKEZİ
Boğaz'a barok bakış

İstanbul'un 1422 tarihli bilinen ilk haritasıyla başlayan ve 500 yıllık haritalarını bir araya getiren "1422-1922 İstanbul Haritaları" adlı kitap okurla buluştu. Denizler Kitabevi tarafından yayımlanan kitapta 100 harita yer alıyor.

DR. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın yazdığı 1422-1922 yılları arasında yapılan 100 İstanbul haritasının yer aldığı kitapta, "En dekoratif Boğaz haritası" başlığıyla yer verilen Coronelli'nin 1688 tarihli haritası kendisi kadar çerçevesindeki barok süslemelerle de dikkat çekiyor. 1650-1718 yılları arasında yaşayan Vincenzo Maria Coronelli'nin Venedik'te, bakır baskı tekniğiyle 52x35 santimetre boyutunda, yayınladığı harita, eski renklerle baskı sonrası renklendirilmiş.
Avrupa'nın en önemli haritacılarından, Fransisken Tarikatı Başkanı Coronelli'nin haritaları aynı zamanda bir sanat eseri. Cornelli'nin haritaları kadar, barok geleneğe uygun olarak, hayali ve alegorik figürlerle süslediği bordürleri de göz dolduruyor.

Adım adım İstanbul

Yalçın Balcı ile Ekber And'ın proje yönetimini üstlendiği "İstanbul Haritaları 1422-1922" başlıklı kitapta ilgi çeken bir diğer harita ise Macar mühendis Johann Baptist von Reben'in 1764 tarihli, bilinen tek eseri olan İstanbul haritası.
Şehri adım adım gezip, adım hesabıyla harita yapan Von Reben, kentte yer alan kapılar, camiler, kiliseler, saraylar gibi önemli yapıtları da 61 nokta halinde belirleyerek, elle renklendirmiş.

Denizler Kitabevi'nce Ağağoğlu Şirketler Grubu'nun desteğiyle yayınlanan kitabın danışmanlığını Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı üstlendi.






Anadolu Ajansı
6 Şubat 2010

İSTANBUL - Sibel Ertürk Kurtoğlu -İstanbul'un 1422 tarihli bilinen ilk haritasıyla başlayan ve 500 yıllık haritalarını bir araya getiren ''1422-1922 İstanbul Haritaları'' adlı kitap okurla buluştu.
Sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, tarihi yolculuğu 8500 yıl önce başlayan, Roma, Bizans ve Osmanlı imparatorluğuna ev sahipliği yapan, bu yıl da ''Avrupa Kültür Başkenti'' unvanıyla taçlanan İstanbul'un, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın danışmanlığında Ağaoğlu Şirketler Grubunun desteğiyle hazırlanan ve Denizler Kitabevi tarafından basılan ''İstanbul Haritaları 1422-1922'' adlı kitabı hakkında AA muhabirine bilgi verdi.
Kubilay, kitapta, Yunanistan'da yaşayan İstanbullu Nick Adjemoğlu'nun 580 haritası arasından seçilen 100 haritanın yer aldığını, kitabın, İstanbul kent tarihi veya İstanbul haritaları tarihini değil, ''haritalardaki İstanbul''u anlattığını söyledi.
İstanbul üzerine bilinen ilk haritanın, Floransalı ünlü gezgin ve haritacı Christoforo Boundelmonte'ye ait 1422 tarihli bir yazma olduğunu bildiren Kubilay, İstanbul'un batılı kaynaklarda yer alan basılı ilk ve en eski ikinci görüntüsünün Hartman Schedel tarafından yayımlanan ve Bizans İstanbul'unun son dönemlerini yansıtan 1493 tarihli harita olduğunu söyledi.
İtalyan hukukçu ve şecere araştırmacısı Antonio Abizzi'nin ''Soy ağacında İstanbul Haritası''nda Roman, Bizans ve Osmanlı imparatorluklarının hanedan kütüğünün yer aldığını kaydeden Kubilay, kitapta yer alan haritalara ilişkin şu bilgileri verdi:
''Kentin Galata-Pera yönünden bakılarak çizilen ilk haritası Baron Louis des Hayes'in 1624'te çizdiği haritadır. O güne kadar haritalar, Marmara Denizi'nden görüldüğü şekle göre çizilmişti. Haritada, kent, Suriçi, Pera-Galata ve Üsküdar olarak 3 bölüme ayrılmış ve Adalar'a yer verilmiştir.
Macar mühendis Johann Baptist Von Reben'in (1764) bilinen tek eseri olan adım hesabıyla ölçülerek çizilen İstanbul Boğazı haritası, bilinen en uzun boğaz haritasıdır. Adım hesabının gerçeğe yakınlığı, sonraki yıllarda aletli ölçümlerle birlikte daha iyi anlaşılmıştır.''
Kubilay, İstanbul'un 18. yüzyıl haritaları ve planlarının diğer yüzyıllara nazaran daha süslü ve dikkat çekici olduğunu vurgulayarak, İstanbul'un 1782 tarihinde geçirdiği 3 büyük yangını konu alan Tomas Lopez tarafından çizilen haritanın, erken tarihli haritalar içerisinde İstanbul yangınları üzerine yapılan tek örnek olabileceğini söyledi. Kubilay, haritanın 1782 yangınlarının İstanbul'u hemen hemen yarısını yok ettiğini etkili bir biçimde gösterdiğini anlattı.
Christoforo Boundelmonte'nin kenti görerek çizdiği ilk haritanın çizilmesinden 3 yüzyıl sonra nihayet 1786'da İstanbul'un bilimsel ölçekli ilk haritasına kavuştuğunu bildiren Kubilay, "İnşaat mühendisi François Kauffer'in 1786'da çizdiği, tarihi yarımada, Haliç, Pera-Galata ve Üsküdar'ı içine alan haritada yerleşim yerleri dışında demir yolu, surlar surlar üzerinde bulunan kapılar, iskele ve limanlar, her dine ait mezarlıklar, türbeler, cami, mescit, kilise gibi dini yapılar, çeşme, ayazma, okul, saray gibi sivil yapılar, bahçeler, elçilik sarayları ve her dine mensup halkın oturduğu mevkiler gibi sosyal ve mimari tespit açısından çok değerli bilgiler bulunmaktadır" dedi.
Fransa Kralı XVI. Louis'in coğrafyacısı ve haritacısı Jean Denis Barbie du Bocage tarafından 1788 yılında çizilen ve tarihi bir romandan yola çıkarak antik dönem İstanbul'unu ortaya koyan haritasının da kitapta yer aldığını belirten Kubilay, haritacı Sampierdarena tarafından 1801 yılında çizilen haritanın, Boğaz'ın her iki yakasının arazi özelliklerini gösterdiğini anlattı.

FETİH HARİTASI
Sultan 2. Mehmet tarafından 1453 yılında fethedilen İstanbul'un fetih haritasının, 1850 yılında çizildiğini belirten Kubilay, haritada kent içinde birkaç yapı ve kapıların gösterildiğini, konusundan dolayı fetihe işaret eden sembollere ağırlık verildiğini anlattı. Kubilay, haritada, Sultan 2. Mehmet'in, Eyüp sahilinde otağının kurulduğu yerin de yeşile boyanarak gösterildiğini belirtti.
Katolik misyonerlerin, Osmanlı güzergahlarını, İstanbul'un limanlarını, yerleşim yerlerini, semtlerini, satıcılarını gösteren haritaların da bulunduğunu dile getiren Kubilay, İstanbul'un ilk yangın planının da İngiliz Charles Edouard Goad tarafından çizildiğini bildirdi.
İstanbul ve civarını gösteren ilk haritanın 1908 yılında çizildiğini belirten Kubilay, Küçükçekmece'den Pendik'e ve Karadeniz kıyısına kadar bütün İstanbul'u içine alan ayrıntılı bir harita olduğunu söyledi.
İstanbul camilerinin yer aldığı haritanın Mühendishane-i Berr-i Hümayun öğrencilerinden ressam Hüsnü Tengüz tarafından 1917 yılında hazırlandığını belirten Kubilay, kitapta, 1914-1918 yılları arasında İstanbul Şehremaneti Harita Şubesi Müdürü olarak görev yapan mühendis Necip Bey tarafından çizilen ve genel olarak ''Necip Bey Haritaları'' olarak bilinen haritalara da yer verildiğini bildirdi.
Kubilay kitabın, harita gelişim tarihini de ortaya koyduğunu vurguladı.






Bugün Gazetesi
6 Şubat 2010
Erhan Afyoncu

Payitaht-ı Zemin'in plan ve haritaları

Batı'da bir şehirle, bir devletle, herhangi bir olayla, bir savaşla veya bir konuyla ilgili haritaların bir araya getirildiği birçok kitaba rastlarsınız. Ancak bizde bu tür kitaplar yok gibidir. Ayşe Yetişkin Kubilay, Payitaht-ı Zemin, yani dünyanın başkenti İstanbul'un 1422-1922 yılları arasında muhteşem görüntülerini içeren 100 harita ve planı bir araya getirdi. İstanbul için bu kadar haritanın ilk defa bir araya getirildiği kitap da Ağaoğlu sponsorluğunda Denizler Kitabevi tarafından "İstanbul Haritaları, 1422-1922" adıyla yayınlandı. Christoforo Buondelmonte'nin 1422 yılındaki planıyla başlayan kitap, 1922 yılına ait Jacques Pervitich'in sigorta haritasıyla sona eriyor. Harita ve planlarda İstanbul'un birbirinden muhteşem görüntüleriyle karşılaşıyoruz. Bu haritalar aynı zamanda İstanbul'un Fatih Sultan Mehmed tarafından fethinden sonra Türk idaresindeyken nasıl büyüyüp geliştiğini gözler önüne seriyor.

İstanbul'un birbirinden muhteşem bir şekilde gözler önüne seren Sebastian Münster'in 1544'te, Braun-Hogenberg'in 1572'de, Jean Baptist Liebaux'un 1705'te, Johann Baptist Homann'ın 1730'da, Georg Matthaus Seuter'in yine 1730'da yayınladığı haritalar ile 1750'de yayınlanan ve yayıncısını bilmediğimiz anonim harita mutlaka görülmeli.






Haber 34
6 Şubat 2010
İstanbul Haritaları 1422-1922

Fetih öncesinden başlayıp Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerine uzanarak İstanbul'un gizli kalmış güzelliklerini dönemin haritaları ve gezginlerin tanıklıklarına dayanarak anlatan "İstanbul Haritaları 1422-1922" adlı kitap,

Sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay tarafından yayına hazırlanan ve önsözünü Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın kaleme aldığı "İstanbul Haritaları 1422-1922" eski bir İstanbullu olan Nick Adjemoglou`nun 100 farklı ve nadide İstanbul haritasından oluşan koleksiyonundan yararlanılarak oluşturuldu. Kitap, İstanbul tarihine dair gözden uzak ayrıntılara ışık tutan içeriğinin yanı sıra eşsiz bir koleksiyonu gün ışığına çıkarmasıyla da önemli bir kaynak olarak göze çarpıyor.

Rahmi M. Koç Müzesi'nde gerçekleştirilen kitap tanıtımının ardından açılan ve 40 haritanın yer aldığı sergi 14 Şubat 2010 tarihine kadar Rahmi M. Koç Müzesi'nde gezilebilecek.

"İstanbul Haritaları 1422-1922" kitabı ve sergisi Ocak ayı sonunda dünyanın en büyük harita fuarı olarak bilinen ve ABD'de düzenlenen Uluslararası Miami Harita Fuarı'na "özel davetli" olarak katılacak. Kitap daha sonra, Londra ve Paris'te gerçekleştirilecek harita fuarlarında da ülkemizi temsil edecek.

Kitabı yayına hazırlayan Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, eserle ilgili olarak yaptığı değerlendirmede, "İstanbul Haritaları 1422-1922, İstanbul kent tarihi ya da İstanbul haritaları kitabı değildir, ancak haritalardaki İstanbul'u anlatır. Bu kitabın başlıca amacı, akademik altyapı ve içeriğinin ötesinde beş yüzün üzerinde nadide İstanbul haritasından oluşan bir koleksiyonun 'dile gelmesini' sağlamaktır" dedi.

Proje sponsoru Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu ise "Bir yıl kadar önce bu projeyi duyduğumda, büyük bir sevgiyle bağlı olduğum İstanbul'un beş yüzyıllık öyküsünün görsel bir anlatımla kâğıda nasıl yansıyacağını merak etmiştim. O gün, bu eserin dünyaya tanıtılmasına destek olmaya karar verdim diyerek kitabın sahip olduğu önemi vurguladı.






6 Şubat 2010
Milliyet Cadde
Meşveş Evin

Bu kitap bir harika

Son zamanlarda elime aldığım en şahane kitap, Denizler Kitapevi'nin hazırladığı 'İstanbul Haritaları' oldu. Kitap diyorum ama, boyutu, tasarımı ve içeriğiyle başlı başına bir eşya, bir obje. Sadece zarfa bakıp, mazrufu pas geçecek değiliz. Tarihe, haritalara ve İstanbul'a biraz olsun merakınız varsa, elinizden düşüremeyeceğiniz nitelikte bir kitap 'İstanbul Haritaları'. Projeyi finanse eden Ağaoğlu'na kocaman bir alkış... Ülkenin en hızlı büyüyen inşaat şirketlerinden Ağaoğlu, belli ki çıtayı yükseltmek istiyor. Eh, böyle bir misyonunuz varsa Ferrari'yle dolaşmak yetmez. Bu şehrin kültürüne, mimarisine katkıda bulunmak şart.
Prof. İlber Ortaylı'nın sunumunu yaptığı kitabı yayına hazırlayan Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay... Önsözünde İstanbul'un 500 yılını bir kitaba sıkıştırmanın heyecanını anlatan Kubilay, "Hayatımın en etkili yolculuğu oldu" diyor. Kitabın editörü Ülkem Özge Sevgilier ise, projenin Yalçın Balcı ve Turgay Erol'un bir araya gelmesiyle başladığını anlatıyor.

Nefes kesen güzellik
255 sayfalık kitabın baskısı o kadar güzel ki, yüzyıllar öncesinden gelen haritaların sanki bugün çizilmiş gibi kanlı canlı önünüze uzanıyor. İnsanı ağlatacak güzellikte seçilmiş bir koleksiyon bu. Arada İstanbul gezginlerinden seçilmiş sözleri katmadan edemedim.
- Bilinen en eski İstanbul planı, Christoforo Buondolmonte'ye ait. Floransalı din adamı ve hümanist, 1422'de basılan atlasta yer alan İstanbul, Konstantinopolis'in bilinen en eski tarihi görünümü. Surlarla çevrili kent, üçgen biçiminde.
- İlk Konstinopolis haritası ise Nürnberg'de tahta baskı tekniğiyle basılmış. Tarih 1493, ancak Bizans'ın son dönemi resmediliyor.
- "Burada o kadar çok bahçe ve servi ağacı vardı ki uzaktan bakınca bir şehirden çok bol yapraklı bir ormana benziyor. Pera bağlarındaki sayın büyükelçinin bağına ulaştık. İmparator Constantinus'un bütün dünyaya egemen olan imparatorluğunun başkentini, eşsiz doğal güzelliğe sahip, bu denli güzel ve elverişli bir kente taşımasına hak verdik." Philippe du Frense-Canaye (16'ncı yüzyıl)
- İstanbul'un fethinden sonra, Konstantiniyye'nin resmedilmiş hali ise Sebastian Münster'in Cosmographia adında, haritacılık tarihindeki en önemli atlaslardan birinde yer alır. Kırmızı damlı evler, cami minaresi eklenen Ayasofya, yeşil ağaçlar ve boğazda turlayan yelkenli gemilerle İstanbul, rüya gibi bir kent görünümünde.
- "Sonunda İstanbul limanına vardık. Burada kalemimi bırakıyorum. Çünkü bu manzara bütün tanımların üzerinde. İmgenizde canlandırın, abartın, gezginlere başvurun, gerçeğin her zaman altında kalacaksınız. (Jan Potecki, 18'inci yüzyıl)
-İngiliz gözüyle 'İstanbul kanalı', Parçalı İstanbul, Magazin dergisinde ilk İstanbul haritası, 1792 yangınları, Beethoven'in yayıncısından Boğaz haritası, semtleri, satıcıları ve sakinleriyle İstanbul gibi birbirinden ilginç başlıklarıyla 'İstanbul Haritaları' çok özel bir çalışma olmuş. Tebrikler!






1 Şubat 2010
Radikal
Nur Çintay

'Vay canına' dedirten bir haritalar kitabı

Uzun süre önünden geçmekle yetindik; geçerken vitrine şöyle bir göz atmakla. Sanki içeri kolay dalınamayacak, göz karartılsa da hemen kabul görülmeyecek bir yer gibiydi. Adında 'kitabevi' yazsa da, sanki bir kitapçıdan ziyade küçük bir kulüp; uzmanlık gerektiren belki biraz da snob, kapalı bir kulüptü.
Sonra bir gün, uzun hikâye, bir kutu dolusu takma göz sayesinde yollarımız kesişti. Ve yavaş yavaş o ilginç, incelikli, zengin dünyanın içine girer bulduk kendimizi.
Denizler Kitabevi: İstanbul'un en nevi şahsına münhasır kitabevlerinden biri. Sadece kitapla sınırlı bir dükkân da değil; hafta sonları üst katında düzenlenen mütevazı müzayedelerle de bambaşka bir âlem.
Böyle söyleyince, uzun zaman boşa zannettiğim gibi dışlayan bir yer olduğu sanılmasın; Orhan Pamuk'tan üniversite öğrencilerine, obsesif toplayıcılardan turistlere, zengin bir müşteri çeşitliliğine sahip ve de bağımlılık yapan bir atmosfere, muhabbete... İnsana kendini iyi hissettirme ustası diye tarif edebileceğim Ekber And yeter!
'Kaptan' Turgay Erol ve Ekber And, bir süre önce heyecan verici bir işe kalkıştılar; bir haritalar kitabı projesine.
Geçtiğimiz hafta çıkan kocaman ilanlarına ya da belki Gökhan Akçura'nın Radikal Cumartesi'deki yazısına denk gelmişsinizdir; nihayetinde çok acayip bir eser yayımladılar: 'İstanbul Haritaları 1422-1922'. Hakikaten baş döndürücü bir şey...
"Ve harita tekamül eder... Bu tekamül bir yerde tarihin kendisidir" demiş kitaba sunuş yazan Prof. İlber Ortaylı. Bir kere İstanbul'un 500 yıllık tarihini tutuyorsunuz kucağınızda. Ama bunun yanında olağanüstü bir grafik güzellikle karşı karşıyasınız. Ben böyle şey görmedim! Her haritaya bir desen olarak baktığınızda bile hayranlıkla sarsılıyorsunuz...
Tarihi ortaya çıkarıp kâğıda dökme işini belli ki büyük maharetle yapan, Ayşe Yetişkin Kubilay. Editör Ülkem Özge Sevgilier, sanat yönetmeni Tansel Baybara. Daha birçok kişinin emeği var; herkesin eline sağlık.
"İstanbul'a bu kadar yüksekten bakıp bu kadar derin görebilmek... Aydan bakıp minarelere dokunabilmek, ya da Mars'tan bakıp Ayasofya'nın kubbesini okşayabilmek. On yedi yılımız boyunca bu haritaların hemen hepsi elimizden geçti, geçmeyenlerin de imgeleri vardı. Kimisi beş yüz senelik ama yeni basılmış gibi diri, kimisi lime lime kat yerlerinden erimiş. Fakat bu kitabı hazırlamaya karar verince hepsi canlandı, kokuları da cabası..." diyor yayımcı sıfatıyla Denizler Kitabevi, en azından kokusunu duymak için Tünel'e uğrayın derim...






7 Şubat 2010
Radikal
Altan Öymen

İstanbul haritaları
İstanbul'dan söz ederken, şu günlerde yayınlanan 'İstanbul Haritaları' kitabına da değinelim. Bu, 1422'den, yani 'İstanbul'un fethi'nin daha öncesinden başlayan bir haritalar dizisini içeren büyük bir kitap... Diziyi, şimdi Yunanistan'da yaşayan eski Bakırköylü Nick Acemoğlu bir araya getirmiş. Yalçın Balcı ile birlikte, Turgay Erol ve Ekber And'ın yönettiği Denizler Yayınevi bunların yayın hakkını almış ve mükemmel bir baskıyla ilgililere sunmuş. Haritalar ayrıca, sergiler yoluyla da tanıtılıyor.





14 Şubat 2010
Radikal
Avni Özgürel

Proje ve sponsorun önemi
Radikal de dahil pek çok gazetede 1422-1922 İstanbul adıyla yüz İstanbul haritasının bir araya getirildiği enfes bir kitabın yayımlandığını okudunuz sanırım. Nick Adjemoğlu'nun koleksiyonundaki 600'e yakın harita arasından seçilmiş 100 haritanın baskıya Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın danışmanlığında, sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın hazırladığını da.
Uluslar arası alanda ses getirecek nitelikte, bu özelliği dolayısıyla başvurudaki gecikmeye rağmen Miami Harita Fuarı'nda özel gösterimle meraklılara sunulacak eser Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun sahibi Ali Ağaoğlu'nun desteği sayesinde elimizde.
Meslekdaşlarımız ne yazık ki böylesi başarılı projelerle ilgili haberleri kaleme alırken sponsorları geriye itme, perdeleme itiyadındalar. Hiç şüphem yok ki sırf bu nedenle gün yüzüne çıkarılabilir pek çok proje
destek bulamadığı için çekmecelerde bekliyor. 'Şirket reklamı' kaygısı ve duyarlılığı kimi alanlar söz konusu olduğunda elbette anlaşılabilir. Ancak sosyal sorumluluk, kültür ve sanat projelerinde böyle endişeler yersiz.
Varsın bir iş adamının veya şirketin reklamı olsun. Olsun ki kısıtlı kamu fonlarında destek kuyruğunda bekleyen kültür-sanat insanlarının projeleri gerçekleşme imkânı bulsun.
Bir süredir Eko-Politik adlı bir sivil toplum örgütünün sosyal barış başlığı altında özetlenebilecek çalışmalarına katılıyorum. Yapılan Prof. Vamık Volkan'ın sosyal psikoloji alanında çalışmalarından hareketle Türkiye'nin sorunlarını anlama, tahlil ve çözüm kanallarını işaretlemek. Hiçbir parti ya da cemaatle münasebeti olmayan birkaç aydının bu girişimi işadamı Abdullah Tivnikli'nin desteğiyle ayakta ve sürüyor. Ağaoğlu'nun sponsorluğunun kültür alanında ve ticari açısından eleştiri riski içermiyor olmasına karşılık Tivnikli'nin desteği sosyal alanda farklı düşüncelere sahip bağımsız aydın faaliyetine yönelik; dolayısıyla ticari bakımdan kendisine sıkıntı verebilir nitelikte olmasına rağmen sürüyor.
Söylemek istediğim tanımlamaya çalıştığım nitelikte işadamlarımızın yüreklendirilmesinin gerekli olduğu. Zira ister kültürel alanda, ister toplumsal meselelerde olsun, değişime katkı sağlayabilecek, davet ettiği ilgiyle dikkatleri Türkiye üzerinde toplayabilecek projelerde onların desteğine ihtiyaç var.




21 Ocak 2010
Radikal

İSTANBUL - İstanbul'un 1422-1922 yılları arasındaki haritaları kitap oldu. Prof. Dr. İlber Ortaylı'nın danışmanlığında, sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın hazırladığı '1422-1922 İstanbul Haritaları' adlı kitap, Denizler Kitabevi tarafından yayımlandı. Kitapta; Yunanistan'da yaşayan İstanbul haritaları koleksiyoneri Nick Adjemoğlu'nun 580 haritası arasından seçilen 100 harita yer alıyor.
Gezginlerin tanıklıklarına dayanan bu haritalar fetih Öncesinden başlayıp Osmanlı İmparatorluğu'nun son dönemine kadar uzanıyor. Sadece şehri görerek çizilen 1422 tarihli ilk istanbul haritası, Floransalı gezgin ve haritacı Christoforo Boundelmonte'ye ait. İlk Ölçekli istanbul haritasıysa Haliç, Pera-Galata ve Üsküdar'ı içine alan François Kauffer'in 1786 tarihli haritası. Coğrafyası ve kültürüyle her çağda cazibesini kaybetmeyen İstanbul, sadece konum olarak değil camiileri, boğazı, yerleşim alanları ve insanlarıyla da haritaların konusu.
Kitabın çıkmasıyla paralel olarak Rahmi M. Koç Müzesinde sadece 40 haritanın görülebileceği 14 Şubat'a kadar görülebilecek bir de sergi açılıyor. 'İstanbul Haritaları 1422-1922' kitabı ve sergisi ocak ayı sonunda ise dünyanın en büyük harita fuarı olarak bilinen ve ABD'de düzenlenen Uluslararası Miami Harita Fuarı'na 'özel davetli' olarak katılacak. (Kültür Sanat)






31 ocak 2010
Radikal
Joost Lagendijk

Siyaset dışındaki dünya

Son 10 yıldır Türkiye'yi yakından takip ediyorum. İtiraf etmeliyim ki kanınıza giriyor, iptila haline geliyor. Her gün bu kadar çok ilginç olay ve manşet üreten başka bir ülke bilmiyorum. Gazeteciler, köşeyazarları, analizciler ve siyasetle ilgilenen bütün diğer insanlar için ideal bir ülke. Türkiye hızla değişiyor, siyasi olduğu kadar ekonomik ve kültürel olarak da değişiyor. Eski kalıplar ölüyor veya unutulup gidiyor, yenileri doğuyor ve kimse nihai şeklinin ne olacağını bilmiyor. Ülke nefes kesici bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Türkiye hakkında konuşmak, düşünmek
ve yazmak fazlasıyla heyecan verici.
Bütün bu tartışmalarda profesyonel bir gözlemci ve katılımcı olan bir insan, herkesin sadece ve daima siyasetle ve en son haber bombalarıyla ilgilendiğini düşünecek oluyor. Şükür ki öyle değil. Bu dünyada darbe planlarından, anayasa değişikliklerinden veya komşularla imzalanan protokollerden fazlası var.
Bu satırları yazan siyasi haberler müptelasının siyaset dışındaki dünyada keşfettiği iki örnek vermek isterim. Geçen hafta bir dükkâna girdim ve kapak tasarımı ve 'Antakya' isminden dolayı ilgimi
çeken bir CD gördüm. Almanya'da müzik yapan Quadro Nuevo adlı bu akustik caz dörtlüsünü 'Mocca Flor' albümünden biliyordum; albüm birkaç yıl önce ticari başarı kazanmıştı.
Aslında bu, Alman-Türk yönetmen Servet Ahmet Golbol'ün 'İki Yarı Hayat' adlı belgeselinin müziği. Albüm hakikaten büyüleyici, Akdeniz ve Ortadoğu tatlarının bir karışımı, Quadro Nuevo'nun bütün müziğine karakterini veren nostalji duygusunu yansıtıyor. Albümü dinlemekten ve iki yıl önce Antakya'ya yaptığım ve farklı kültürlerin buluştuğu ve izlerini bıraktığı bir yerde olmanın ne anlama geldiğine dair bir mefhum edindiğim geziyi düşünmekten kendimi alamadım.
Sonra bir Kitap. Nasıl olduğunu bilirsiniz muhtemelen. Sevdiğiniz bir dükkanın önünden geçerken vitrine bakarsınız, zira en son nelerin çıktığını öğrenmek istersiniz. İki hafta önce ben de durup bir vitrine baktım ve "İstanbul Haritaları 1422-1922" adlı büyük bir kitaptan gözlerimi alamadım. Eski harita düşkünü biri olarak kendimi tutamayıp içeri girdim. Kitabı elime alıp çok sayıda güzel baskıya hayranlıkla göz gezdirdim. Fakat haliyle güzelliğin bir fiyatı var ve o an paramı mevzu bahis kitaba harcamamaya karar verdim. Sonraki günlerde kendimi yine durduramadım, aynı vitrinin önünde durup kitaba baktım. Eşime ne kadar heyecan duyduğumu anlattım ve o gülümsemekle yetindi. Birkaç gün sonra eve gelip bana büyük bir paket verdi. İçinde o Kitap vardı. O günden beri masamın üzerinde duruyor ve ben ona her gün hayranlıkla bakıyorum. Kitabı sanat tarihçisi Ayşe Yetişkin Kubilay hazırlamış, Denizler Kitabevi de basmış. Yunanistan'da yaşayan bir İstanbullu olan Nick Adjemoğlu'na ait daha büyük bir koleksiyondan alınma 100 haritalık bir seçki bu.
İlk İstanbul haritası 1422 yılına ait ve bir İtalyan seyyah tarafından çizilmiş. Müteakip asırlarda birçok meşhur haritacı, farklı açılardan güzel İstanbul haritaları yapmış, her tür tekniği kullanmış ve şehrin tarihi yarımadanın, Galata'nın ve Üsküdar'ın ötesine genişlemesini göstermiş.
Bu dev kitabın karşısında oturup maziye seyahat ederken, ne kadar muazzam bir yerde yaşadığınızı idrak ediyorsunuz. Bugünün siyasetçilerini unutup gidiyor ve şehrin ve Boğaziçi'nin ilham verdiği bütün o büyük yazarları ve ressamları düşünüyorsunuz.
Elbette bu tefekkür anlarından sonra 2010 İstanbul'una ve haberlerin banalliğine geri dönmeye mecbur kalıyorsunuz. Fakat başrolünde balyozların oynamadığı başka bir dünya da olduğunu bilmek çok güzel.






31 ocak 2010
Radikal Cumartesi
Gökhan Akçura

İstanbul-Tünel'de bir vaha sayılan Denizler Kitabevi olağanüstü güzellikte bir kitap yayımladı: 'İstanbul Haritaları 1422-1922'. Şehrin 500 yıllık tarihini kuşbakışı seyredebildiğimiz haritalarla bizi buluşturan 'Kaptan' lakaplı Turgay Erol, işin inceliklerini anlatıyor...

 

Beyoğlu'nda bizzat kendisi tarih kokan bir dükkân. Eskiden Hollanda Konsolosluğu'nun malıymış, sonra özel ellere geçmiş. Ahşap; arka planda bir merdiven. Vitrinleri, rafları; kitap, harita, gravür, afiş, kartpostal dolu. İçinde tarih meraklıları ve farklı bir hediyelik bulmaya çalışan turistler fink atmakta. Üst katında haftada bir ıvır zıvır müzayedesi yapılmakta. Burası İstanbul'da bir gizli ada, burası Denizler Kitabevi.
Denizler Kitabevi 1993 yılından bu yana Beyoğlu'nda. Kurucusu ise eski bir kaptan. Adına da bu yakışır elbette! Turgay Erol namı diğer Kaptan, çapayı ilk atan adam. Bir yılı aşkın dümene geçen Ekber And'la birlikte tekneyi sakin sularda yüzdürmeye çalışıyorlar. Şimdilerde ise müthiş bir kitap yayımladı Denizler Kitabevi: 'İstanbul Haritaları 1422-1922'. Bunu bahane edip karasularına doğru yelken açıyorum kitabevinin...
Önce diyorum ki Kaptan'a, bu 'deniz' merakı, laytmotifi nedir, nereden gelmiştir? Elcevap geliyor hemen: "14 yaşında Deniz Lisesi'ne girdim. O zamandan beri her şeyi ikiye ayırdım kafamda. Denizle ilgili, ya da denizle ilgisiz diye. Deniz Harp Okulu'nu bitirip bir süre gemilerde kaptanlık yaptığım ve en çok bildiğim konu denizler olduğu için atıldım bu işe. Aslında her şey bir ihtiyaçtan doğdu. Bir koleksiyoncu olarak başladı bu merak. Denizcilik konularıyla ilgili kitaplar aradım. Türkiye'de denizcilikle özel olarak ilgilenen bir kitabevi yoktu. Aslında başka konularda da yok ya, neyse... Yurtdışında gördüğümüz, bu konuya özel olarak eğilen kitabevleri bizi özendirdi, yönlerdirdi. Kendimce bir boşluğu doldurmak amacıyla kurdum Denizler Kitabevi'ni. Sonra da yayıncılığa başladım, tabii yine bildiğim konularda; deniz ve tarihle ilgili kitaplar yayımladım."

Harita tarihimiz şahane
Evet birçok kitap yayımlamıştı ama bu seferki hepsini aşan bir kalitede, baskısı ve cildiyle olağanüstü bir İstanbul haritaları kitabıydı. Nedeni belli ama hadi yine soralım, nedir bu harita sevdası?
"Denizci olup da haritalarla ilgili olmamak mümkün mü?" diye başladı söze. "Bizim en önemli haritamız bilineceği gibi Piri Reis Haritası. Oradan başlayarak muhteşem bir harita tarihimiz var. Dünyada da çok ilgilenilmiş bizim denizlerimizle, şehirlerimizle. Haritalar çizilmiş. Bunları toplamaya, araştırmaya başladık. Birçok dost edindik bu süreçte. Bunlar arasında İstanbul Bakırköy'den 50 yıl önce Atina'ya göç etmiş hemşerimiz Niko Acemoğlu da vardı. Birçok kitabı var. Ayazmalar üzerine, şimdilerde de 'Anadolu'da ve Yunanistan'da Kimyagerler' üzerine bir kitap yayımladı. Müthiş bir harita koleksiyonu var ve biz de o koleksiyona bir parça da olsa katkıda bulunduğumuz için onur duyarız. Niko ile bu harita koleksiyonundan İstanbul'un tarihini anlatan bir kitap çıkmaz mı, diye hayaller kurardık. Sonra bu hayali gerçeğe dönüştürmeye karar verdik. Onun 500 parça tutan koleksiyonundan 1422-1922 yılları arasında basılmış 100 harita seçtik. Ama yalnız harita seçmekle olmuyordu tabii... Bunlar hakkında yazabilecek en iyi kişi Ayşe Yetişikin Kubilay'dı. Tarih ve harita bilgisi güçlü bir kalem. O da metinleri yazdı."
Bu kitabın Türkiye'de yeni koleksiyoncular yaratacağı da kesin, 'Bu haritalar bende de olsa' diye düşünecek birçok kişi. Harita koleksiyonculuğunun pahalı bir iş olup olmadığını soruyorum Kaptan'a.
"Bilirsiniz, eski malzemeleri toplamak tesadüf, ilgi, merak ve imkânın yanyana gelmesiyle olur. Bunu bir koleksiyon haline getirmek ise devamlı, uzun süreli bir yatırım yapmakla mümkün. Kimi haritalar çok çok pahalı olabilir, kimi ise bir ölçüde ucuz... Ama bir araya geldiğinde çok değerli bir koleksiyon oluyor. Tabii pahası, biraz da hangi döneme ait harita topladığınızla ilgili. Bizim kitapta olduğu gibi 1400'lere uzanan İstanbul haritaları koleksiyonu yapmak ise pek kolay bir iş değil!"

Kuşbakışı 500 yıl
Turgay Erol bir noktanın daha altını çiziyor:
"Bu kitap en çok İstanbul'a yakışırdı. Mesela Paris üzerine, Londra üzerine de yapılabilir ama İstanbul'a yakıştığı kadar yakışmazdı... Çünkü İstanbul'un kuruluş tarihinin eskiliği, kentin geçirdiği değişiklikler haritalara da yansıyor. Haritalar üzerinden tüm şehrin tarihini okuyoruz."
Kitaptaki bütün haritalar baskı. Baskı deyince hemen matbaa baskısını düşünmeyin. Atölyelerde tahta ve özellikle de bakır baskılarla üretilmiş. Sonra daha yeni teknikler; taş baskılar, çelik baskılar devreye girmiş. Çoğu sonradan 'elle renklendirilmiş'. Resimli haritalardan, soyağacının köklerine işlenmiş haritalara kadar yok yok... Sayfalar arasına panoramalar, gravürler, sigorta planları bile gizli. İstanbul'un beş yüz yıllık tarihini kuşbakışı izliyorsunuz. Sarayburnu'nda ne ne zaman olmuş, hani şimdilerde Bizans limanı ortaya çıktı ya, bakalım hangi haritada bununla ilgili ipucu var; ya da Fenerbahçe'nin adını aldığı fener ne zaman tütmeye başlamış (O zamanlar fenerlerde yunus yağı yakarlarmış diye malumatfuruşluk da yapalım), Prens Adaları'nda ilk yerleşimler ne zaman başlamış, hepsi haritalarda gizli...
Kaptan'a kitap için takdir ve teşekkürlerimi sunup, son olarak soruyorum. Kitabın paralelinde etkinlikler de olmalı, neler yapıyorsunuz?
"Elbette birçok etkinlik de var. Mesela Rahmi Koç Müzesi'nde kitapta yer alan haritaların bir kısmı sergileniyor. Bu serginin ve aslında kitabın gerçekleşmesinde Ağaoğlu Grubu'nun büyük destekleri oldu, bunu da belirtmeden geçmeyelim.. Öte yandan kitaptaki haritalardan oluşan bir diğer sergi de 28 Ocak'ta başlayan Miami Harita Fuarı'nda sergileniyor. Aslında biz bu kitabı yayımladığımızda bu fuarda bütün yerler tutulmuştu. Fakat biz hediye kabilinden fuarın başkanına bir kitap gönderdik. O kadar beğenmiş ki, yönetim kuruluna filan sormadan bizi özel olarak davet etti. Editörümüz Ülkem Özge Sevgilier davetli olarak gitti fuara. Öte yandan başkonsolosumuz aracılığıyla İrlanda'nın iki kentini dolaşan bir sergi hazırlıyoruz. Ayrıca Paris ve Londra fuarlarına da katılmak için başvurduk."
'İstanbul Haritaları 1422-1922' kitabı, konuya merak duyanlar için kaçırılmaması gereken bir mücevher. Aslında herkesin merak duyacağı konular var kitapta. Benden övmesi, sizden bakıp beğenmesi, ötesine karışmam... Kaptan'a selam eder, yeni ve güzel kitaplar beklerim...






13 Mart 2010
Sabah Cumartesi
Refik Durbaş

Haritalar ve İstanbul
Fatih Sultan Mehmet, İstanbul'u almadan önce nasıl bir durumdaydı? Boğaziçi gerçeğe yakın ilk kez kim tarafından, ne zaman çizgilerle bir görünüm kazandı? İstanbul'un kiliseli durumu ile camilerle bezenmiş hali arasında ne gibi ayrımlar var? Sanat tarihçisi Ayşe Yetişkin Kubilay tarafından, Topkapı Sarayı Müzesi Başkanı İlber Ortaylı'nın danışmanlığında hazırlanan İstanbul Haritaları, Denizler Kitabevi'nin yayını olarak elimizin altında... Kitap, fetih öncesinden Osmanlı İmparatorluğu'nun son günlerine uzanarak, kentin ilk bilimsel ölçekli haritasının yanı sıra yangın, sigorta, cami, soy ağacı, demografik, liman, demir yolu, semt ve satıcılarını gösteren haritalar eşliğinde İstanbul'un gizli kalmış güzelliklerini gezginlerin tanıklıklarına da dayanarak anlatmakta... Yunanistan'da yaşayan İstanbullu Nick Adjemoğlu'nun 580 haritası arasından seçilen 100 haritanın bezediği bu güzelliklerin ve tanıklıkların izdüşümünde neler mi var? 1422 tarihli İstanbul üzerine bilinen ilk harita, Floransalı ünlü gezgin ve haritacı Christoforo Boundelmonte imzasını taşıyor. Haritada kent içinde birkaç yapı ve kapılar gösteriliyor, fetihi simgeleyen simgelere ağırlık veriliyor. İstanbul'un batılı kaynaklarda yer alan basılı ilk ve en eski ikinci görüntüsü Hartman Schedel tarafından yayımlanan ve Bizans İstanbulu'nun son dönemlerini yansıtan 1493 tarihli harita... Bakır baskı tekniğinde basılan en eski İstanbul haritası da Giuseppe Rosaccio'nun 1598 tarihli haritası... Macar mühendis Johann Baptist Von Reben'in (1764) bilinen tek eseri olan adım hesabıyla ölçülerek çizilen İstanbul Boğazı haritası ise bilinen en uzun boğaz haritası... Boğaz'ın her iki yakasının arazi özelliklerini gösteren Sampierdarena tarafından çizilen harita, 1801 tarihini gösteriyor. Haritanın yer aldığı seyahatnamenin yazarı Olivier'in Boğaz kıyıları hakkındaki görüşleri ise şöyle: "İstanbul civarındaki arazi, bizde olduğu gibi bağ, bahçe, hububat, dut vesair meyve ağaçları yetiştirmeye fevkalade elverişli olduğu halde Boğaz'ın Karadeniz'e yakın sahillerinden gayri yerlerde ekilmiş arazi görmek zordur. Şehrin batı tarafındaki arazi, oldukça düzdür, akıllı ve çalışkan bir halkın geçimini pek kolay bir şekilde sağlayabileceği bir sıra ova ve yamaçlar halinde uzar, gider." İstanbul'da yangınların pek mebzul olduğu biliniyor. Kitap, bu açıdan İstanbul'un ilk yangın planının da İngiliz Charles Edouard Goad tarafından çizildiğini gösteriyor. İstanbul camilerinin yer aldığı harita, Mühendishane-i Berr-i Hümayun öğrencisi, ressam Hüsnü Tengüz tarafından 1917'de hazırlanıyor. İstanbul'un, 1422 tarihli bilinen ilk haritasıyla başlayan ve 500 yıllık haritalarını bir araya getiren İstanbul Haritaları, gerçekten de 16. yüzyılda yaşamış Fransız hümanist Petrus Gyllius'un "Öteki bütün kentler ölümlüdür, ama İstanbul, sanırım insanlar var oldukça yaşayacaktır." sözünü doğrularcasına, bir mücevher kitap. Emeği geçenlere teşekkür...






7 Şubat 2010
Star

Özel koleksiyondan çıkan haritalarda tarihin izi var 7 Şubat 2010 Pazar, 00:39 PAZAR
İstanbul'un 1422 tarihli bilinen ilk haritasıyla başlayan 500 yıllık harita serüveni bir kitapta toplandı. Sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın imzasını taşıyan İstanbul Haritaları 1422-1922 eski bir İstanbullu olan Nick Adjemoglou'nun beş yüz seksen parçalık özel harita koleksiyonundan yararlanılarak hazırlandı

Yüzyıllar boyu pek çok imparatorluğa evsahipliği yapan İstanbul'un haritaları kitap oldu. 1422 tarihli İstanbul'un bilinen ilk haritasıyla başlayan İstanbul Haritaları 1422-1922 adlı kitap sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın imzasını taşıyor. Kitapta yer alan 100 İstanbul haritası halen Yunanistan'da yaşayan eski bir İstanbullu olan Nick Adjemoglou`nun 580 parçalık koleksiyonundan yararlanılarak hazırlandı. Kitaba yazım aşamasında dahil olduğunu anlatan Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay, kitaptaki haritaları ilk kez gördüğünde çok heyecanlandığını söylüyor: "1986 yılından beri gravürler ve haritalar konusunda uzmanlaşmaya çalışıyorum. Bir haritaya baktığımda sadece haritayı değil kentin tarihini de görüyorum. Teknik gelişimi, renklendirme sanatçısını, atölyede çalışan zanaatkarları, hakkakları düşünüyorum. İstanbul'un ne kadar önemli bir şehir olduğunu bir kez daha hissettim bu kitapla."

OSMANLI HARİTALARI YAZMAYDI

İstanbul Haritaları 1422-1922 kitabı Christoforo Buondelmonte tarafından çizilen şehrin bilinen ilk haritasıyla başlıyor. Bu aslında bir haritadan çok şehir planını andırıyor. Harita bugün İstanbul'un suriçi diye tabir edilen kısmını içeriyor. Kubilay haritayı şöyle anlatıyor: "O dönem İstanbul dediğimiz yer eski yarımada, suriçi İstanbul'u dediğimiz bölüm. Bu bölgenin yanı sıra Pera, Galata olarak adlandırılan kısımda yerleşim var. Boğaz'da küçük manastırlar ve Rum köyleri hariç hiç yerleşim yeri görünmüyor. Bu yüzden İstanbul uzun bir dönem suriçi ve bilad-ı selase olarak ayrılır."

Kitaptaki yer alan haritaların çoğu yabancı haritacılara ait. Osmanlı İmparatorluğu'nda haritacılık ise mühendishanelerin kurulmasıyla başlıyor. Ayşe Yetişkin Kubilay "Ordunun savaşlarda arka arkaya yenilgi alması beraberinde bir yenileşme çabasını getiriyor. Bunun akabinde III. Selim döneminde eğitimli ordu kuruluyor, ordunun eğitim yapabileceği yer olarak kışlalar yapılıyor. Askeriyeye yardımcı olması için mühendishanelerde kitap basımına giriliyor. Haritalar da bu dönemde çiziliyor. Fatih döneminde Batı'dan atlas getirilmiş ama mühendishaneler dönemine kadar bizde haritalar daha çok yazma."

ANA YOLLAR HALA AYNI

Kitapta yer alan haritaların bir kısmı birbirine benziyor, aynı bölgeyi gösteriyor. Kubilay'a bunun nedenini soruyoruz. Şu yanıtı veriyor: "Belli bir döneme kadar haritaların tümü belirli bir perspektifte... Kadıköy, Fenerbahçe, Üsküdar şeridinden bakılarak çizilmişler. Bunlara tam harita diyemiyoruz, kuş bakışı harita panorama olarak adlandırıyoruz. Şimdi güzel bir günde Salacak'a gidin, siz de aynı perspektifi görebilirsiniz."

Haritalara bakarken İstanbul'un yüzyıllardır değişmeyen alanlarını da görmek mümkün. Örneğin Sultanahmet... Bizans döneminde at yarışları için yapılan meydan Osmanlı'da geçit törenleri için kullanıldı. Bugün hali hazırda kullandığımız suriçindeki ana yolların da aynı olduğunu hatırlatan Kubilay "Külliyelerin büyük çoğunluğu Roma, Bizans dönemi forumlarının yerlerine yapılmıştır. Örneğin Eski Saray Bizans başmanastırının yerine yapılmıştır. Burası bugün Beyazıt'ta İstanbul Üniversitesi'nin bulunduğu alana işaret eder. Genel doku olarak Galata, Bizans döneminde de ticaret merkezi, şimdi de öyle. İstanbul Limanı yine keza... Kısacası günlük koşuşturmamız içerisinde çok fark etmeden geçtiğimiz bazı ayrıntılar İstanbul'un geçmişine referans veriyor. Biraz dikkatli bakmak, görmek lazım" diyor.

Taksim Meydanı eskiden mezarlıktı

Bugün herkesin buluşma noktası olan Taksim, eski İstanbul haritalarında önemli bir merkez olarak yer almıyor. Ayşe Yetişkin Kubilay bunun nedenini şöyle açıklıyor: "Şişhane yokuşundan Tepebaşı'na kadar olan alan küçük mezarlık, Taksim ve bugün Taksim Gezi Parkı'nın olduğu alan ise büyük mezarlıktı. Hatta Taksim Sheraton Oteli inşa edilirken temelinde mezarlık çıktı diye haberler yapılmıştı. Zaten eski İstanbul gravürlerine baktığımızda bu alanlarda mezar taşları görmemizin nedeni de bu. O bölgede bir de suyun toplandığı ve kemerlerle dağıtıldığı bir de maksem vardı. Taksim ismi de suyun taksim edildiği, pay edildiği yer olmasından dolayı buradan geliyor."

Elmadağ, Harbiye kısımları ise haritalarda kırlık alan olarak yer alıyor. 19'uncu yüzyılın sonları, 20'nci yüzyılın başlarına kadar sur dışı bağlık, bostanlık alanlar. Bazı erkanı harbiye (bugünkü Genelkurmay Başkanlığı) haritalarında sur dışında sanayi yapılarının bulunduğunu anlatan Ayşe Yetişkin Kubilay "Zeytinburnu Bakırköy hattında iplik fabrikası, baruthane olduğunu gösteren haritalar mevcut. Baruthane'nin binası günümüze dek ulaşmış. III. Selim döneminde Davutpaşa Kışlası inşa ediliyor. Batılılaşma döneminde büyük alan gerektiren bu tür yapıların tümü sur dışı dediğimiz kısma ve Taksim, Maçka taraflarına yapılıyor. Bu durum kentin sınırlarının da gelişmesine yol açıyor. Bazı son dönem haritalarında tramvayı da görebiliyorsunuz. Tramvay, Elmadağ'a kadar ulaşıyorsa haritada o bölgede bir tramvay yer alıyor. Bu durum hem ulaşım tarihi hem de kentsel gelişim açısından doneler veriyor."

Boğazı adım adım ölçtüler

Kubilay kitabı hazırlarken karşılaştığı en ilginç haritanın camileri gösteren harita olduğunu söylüyor. Bunun dışında 1782'de İstanbul'daki üç büyük yangında nerelerin yandığını gösteren bir harita mevcut. 1801 tarihinde basılan ve İstanbul Boğazı'nın jeolojik yapısını anlatan harita da kitapta yer alan ilginç ayrıntılardan biri olduğunu anlatan Kubilay şöyle devam ediyor: "1801 tarihinde basılmış Boğaz'ın jeolojik yapısını gösteren harita bile mevcut. Bunu çizen bilim adamı Guillaume Antoine Olivier 45-50 kişilik bir heyetle gelip altı yıl İstanbul'da kalıyor." Bir diğer ilginç harita da 1764'te basılan ve adım hesabıyla ölçülerek çizilmiş İstanbul Boğazı haritası... Johann Baptist von Reben çizmiş. Bilinen en uzun Boğaz haritası olma özelliğini de taşıyan bu çalışmanın gerçek ölçülere yakınlığı sonraki yıllarda aletli ölçümlerle birlikte daha iyi anlaşılmış."

BERRİN HABERVEREN / bhaberveren@stargazete.com






25 Ocak 2010
Today's Zaman


Centuries old maps of İstanbul compiled in a book

Some 100 of İstanbul's centuries-old maps, the oldest of which dates back to 1422, have been compiled in a new book titled "İstanbul Haritaları 1422-1922" by art historian Ayşe Yetişkin Kubilay, in consultation with Professor İlber Ortaylı, the head of the Topkapı Palace Museum.
İstanbul is a city with an ancient past dating back over 8,500 years. During its historical adventure, it has served as the home of several civilizations, including the Roman, Byzantine and Ottoman empires.


This year, İstanbul's pivotal role in the making of many civilizations was acknowledged when it was declared a 2010 European Capital of Culture (ECOC). Many maps of İstanbul have been prepared over the city's lifetime, and today a book has been published compiling İstanbul's centuries-old maps, the oldest of which dates back to 1422.

"İstanbul Haritaları 1422-1922" (İstanbul Maps: 1422-1922), prepared by Ayşe Yetişkin Kubilay, an art historian, in consultation with Professor İlber Ortaylı, the head of the Topkapı Palace Museum, was published by Denizler Publishing House. The project was sponsored by the Ağaoğlu Group. Kubilay noted that she worked on the project for several years. The book includes a selection of 100 maps from a larger collection of 580 maps that belonged to Nick Adjemoğlu, an İstanbulite living in Greece. She said that the book does not tell the history of the city or of the city's maps, but the city itself as shown in the maps.

Pointing out that the first map of İstanbul is a manuscript dated 1422 and prepared by a famous traveler and cartographer from Florence, Cristoforo Buondelmonti, Kubilay said: "Buondelmonti's map, which can be regarded as a drawing with some perspective, is not only the first map, but also is important in that it was prepared after the cartographer visited and observed the city. Indeed, many maps, plans and bird's-eye views of old İstanbul were prepared by people who never paid a visit to the city." She pointed out that the first printed and second-oldest image of İstanbul in Western sources was a map dated 1493, published by Hartman Schedel and showing the city in the late Byzantine period. "It depicts the city inside the walls and the Galata Pera district as seen from the Marmara Sea on two pages. It is more like a landscape picture than a plan or map. Actually, a depiction or illustration of İstanbul would be a better description for it," she said.

Kubilay also indicated that the maps of İstanbul prepared by Sebastian Münster, a major 16th century Swedish cartographer, were part of the most popular atlases of the time and that Giuseppe Rosaccio's map dated 1598 is the oldest İstanbul map printed using a copper printing technique.

İstanbul map with a family tree
Kubilay next turned to a map titled "İstanbul map with a family tree," prepared by Antonio Abizzi, an Italian jurist and genealogical researcher, which contains the family trees of the dynasties of the Roman, Byzantine and Ottoman empires. She explained the maps included in her book as follows: "The first map of the city drawn from a vantage point in Galata Pera is the map prepared by Baron Louis des Hayes in 1624. Until that time, the city's maps would be drawn as seen from the Marmara Sea. The map illustrates the city in three sections, namely Suriçi, Galata Pera and Üsküdar, and also has room for the islands. A map of the Bosporus prepared by Hungarian engineer Johann Baptist von Reben (1764) is the oldest accurate historical map of the Bosporus that comes closest to the scale of present-day maps. Von Reben prepared it by measuring the distances in paces. Recent instrument measurements have verified that his measures were very close to reality."


Some 100 of İstanbul's centuries-old maps, the oldest of which dates back to 1422, have been compiled in a new book titled "İstanbul Haritaları 1422-1922" by art historian Ayşe Yetişkin Kubilay, in consultation with Professor İlber Ortaylı, the head of the Topkapı Palace Museum.

Stressing that the maps or sketches of 18th century İstanbul are more ornate or decorated compared to other centuries, Kubilay indicated that a map prepared by Tomas Lopez showing the damage done by three big fires in İstanbul in 1782 might be the first map about İstanbul fires. She added that this map is proof that the 1782 fires had effectively destroyed almost half of the city.

First scientifically scaled map
Kubilay further stated that the first map with a scientific scale was prepared for İstanbul in 1786, three centuries after the first map of the city was drawn through observation with the naked eye.

"The map prepared by civil engineer François Kauffer in 1786 covers the historic peninsula, Galata Pera and Üsküdar, and its original scale is 1:17,280. This map details not only the settlements, but also railways, city walls, the gates on these walls, ports and docks, cemeteries belonging each religion, tombs, mosques, small mosques, churches and other religious structures, fountains, sacred springs, schools, palaces, gardens, residences of ambassadors and the places frequented by the practitioners of each religion. Therefore, it offers us a rich source of social and architectural information about the city's past. It comprises the area stretching from a point just outside Yedikule to Beşiktaş on the European side and the area lying between the Fener Bahçesi cape to Istavroz (Beylerbeyi) in Asia," she said.

A map drawn in 1788 by Jean Denis Barbie du Bocage, a geographer and cartographer for French King Louis XVI, depicting the ancient city based on a historical novel, is also included in the book, Kubilay noted, adding that cartographer Sampierdarena's 1801 map depicts the land on both sides of Bosporus. Underlining that maps were prepared with greater scientific quality as the turn of the century neared, Kubilay quoted Olivier's views about the coasts of Bosporus as follows:

"Although the land near İstanbul is suitable for growing vines, grain, fruit trees, mulberries, etc., as is the case with us, it is hard to see cultivated land other than the Bosporus shores near the Black Sea. The land to the west of the city is quite plain, and there are plains and hills that can offer easy subsistence to smart and hardworking people. I don't know whether it is because Turks are not inclined to engage in agriculture, but the lands that are most suitable for cultivation and that are most fertile in the Ottoman Empire are left idle."

The map of the conquest
Kubilay further explained that a map of the conquest of İstanbul, which occurred in 1453, was not drawn until 1850. This map details several structures and gates in the city, with emphasis on the symbols concerning the conquest. She added that the location where the tent of Sultan Mehmet II was set up in the coast of Eyüp was shown in green on the map.

Noting that German cartographer Stolpe's demographic map dated 1866 shows the city's Muslim, Christian and Jewish settlements, Kubilay indicated that a map showing the railway network in the city was prepared by George Bradshaw, who published the first railway calendar in 1889. She further pointed out that there are also maps showing the Catholic missionaries, Ottoman routes, ports of İstanbul, settlements, districts and vendors and that the first fire plan of the city was prepared by British Charles Edouard Goad.

Kubilay said the first map showing İstanbul along with its surroundings was prepared in 1908 and was a detailed map comprising the entire city from Küçükçekmece to Pendik and to the Black Sea coasts. Another map included in the book, Kubilay added, is a giant map titled "Self of İstanbul," consisting of 17 sections glued over a canvas and printed at the printing house of the General Staff. She further drew attention to the importance of a map prepared by Ernest Mamboury in 1914, showing the islands near İstanbul.

İstanbul: the capital of the world
Kubilay explained that they did not include maps prepared after 1922 in the book as they are mainly extensions of each other or concentrate on touristic places. "Maps took me to the veins of the city, and I went to the streets of İstanbul. I walked in them like a Byzantine under Byzantine rule or as an Ottoman during the Ottoman period. I walked down in the streets of the city, studying the structures. I toured around the city walls and in Eyüp before going to Galata and the orchards in the hills of Pera. I rested for a while in the coastal villages located on both sides of Bosporus and departed from Üsküdar to reach Kadıköy and watched the city in Fener Bahçesi. The book served as a sort of time travel for me, starting in 1422 and gradually coming to our age. I found myself in Byzantium of ancient times for a while and then in Nea Roma, the capital of East Rome. I was in the Constantinople of Emperor Constantine once. Then, I saw myself in the Gate of Happiness (dersaadet) of Ottoman times. Time has changed, but İstanbul has always remained İstanbul, the capital of the world," she said.


25 January 2010, Monday


TODAY'S ZAMAN İSTANBUL






21 Ocak 2010
Türkiye Gazetesi

5 asırlık İstanbul haritaları

İstanbul'un 1422 tarihli, bilinen ilk haritasıyla başlayan 500 yıllık harita serüveni bir kitapta toplandı. Sanat tarihçisi Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın hazırladığı, Ağaoğlu Şirketler Grubunun sponsorluğunda çıkan "İstanbul Haritaları 1422-1922" adlı çalışma, eski bir İstanbullu olan Nick Adjemoglou'nun 100 farklı ve nadide İstanbul haritasından oluşan koleksiyonundan faydalanılarak oluşturuldu. Rahmi M. Koç Müzesi'nde düzenlenen 40 haritalık serginin açılışında tanıtılan kitap, haritalardaki İstanbul'u anlatıyor. Açılışta bir konuşma yapan Ağaoğlu Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Ali Ağaoğlu, projenin İstanbul'un beş yüzyıllık öyküsünün görsel bir anlatımla kâğıda yansıtılmasının kendisini çok heyecanlandırdığını söyledi. Sergi, 14 Şubat'a kadar gezilebilecek.

FETHİN HARİTASI
Dr. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın hazırladığı kitapta; Christoforo Boundelmonte, Hartman Schedel gibi batılı coğrafyacıların eserlerinin yanı sıra İstanbul camileri ile Fethin haritası da bulunuyor.






6 Şubat 2010
Zaman

İstanbul'un 5 asırlık geçmişi bu haritalarda saklı


Kitapta yer alan haritalar, baskı tekniklerinin gelişimini de gözler önüne seriyor.
İstanbul'un 1422'den 1922'ye kadar beş asırlık hikâyesini gözler önüne seren 100 nadide harita 'İstanbul Haritaları' adlı bir kitapta toplandı.


Geniş bir koleksiyondan seçilen bu haritalarda İstanbul'un, Bizans'tan Osman-lı'nın son günlerine kadar yaşadığı değişiklikleri görmek mümkün.

Evliya Çelebi'nin naklince İstanbul'un ilk banii Süleyman Peygamber'dir. Okyanus denizinin Ferenduz adasındaki Sidon adlı gururlu padişaha haddini bildirdikten sonra kızı Aline'yi esir eder. Aline'nin isteği üzerine Atina'da Temâşâlık adında bir köşk yaptırır ve kızı orada bırakır. Kendisi de İstanbul'a gelir. Hünkâr bahçesinde (ki Sarayburnu denilen yerdir) çadırını kurdurur. Burasını çok beğenen Süleyman Aleyhisselâm, Sarayburnu'nda bir de saray inşa ettirir ve İslâmbol toprağı için 'Dünya var oldukça mamur ve şenlik ola' diye dua eder. Bir müddet sonra da Arz-ı Mukaddes'e gider. Tarihçilere göre ise milattan önce üçüncü binin başlarından itibaren bu bölgede yerleşimler mevcuttur. Bu konudaki en sağlam bilgi, milattan altı yüz küsur yıl öncesine dayanır. Bu tarihte Orta Yunanistan'daki Megara kentinden gelen Yunanlılar, Sarayburnu'nda bir koloni kurmuşlardır. Yeni kurulan şehrin adı Byzantion'dur. Yaklaşık bin yıl sonra İmparator I. Konstantin, Roma tahtını ele geçirir ve ileride kendi adıyla anılacak olan Byzantion'u payitaht olarak seçer. Fatih'in 'İslâmbol'u almasıyla şehir el değiştirir, ama Osmanlı'nın tarih sahnesinden çekilmesine kadar payitaht olma konumunda değişiklik meydana gelmez. Günümüzün milyonlarca insanı sokaklarında barındıran 'metropol'ünün 'hayat hikâyesi' kısaca böyle.

İstanbul'un 1422 yılında çizilen haritasında şehrin oldukça boş olduğu dikkat çekiyor.

Peki eski İstanbullular, İstanbul'un nerelerini mekan tutmuşlardı? Şehrin yerleşimi zaman içinde nasıl değişime/gelişime uğradı? Tarihlerde/hatıralarda okuduğumuz binaların yerleri neresiydi, görüntüleri nasıldı? Çok gerilere gidemesek de 1400'lerden itibaren bu şehri görünür kılan önemli görsel kaynaklar var elimizde: Haritalar. Ağaoğlu Şirketler Grubu'nun sponsorluğunda Denizler Kitabevi tarafından yayımlanan devasa boyutlu 'İstanbul Haritaları 1422-1922' adlı kitap, çeşitli tarihlerde hazırlanmış yüz haritalık bir koleksiyonu araştırmacıların, İstanbul sevdalılarının hizmetine sunuyor. Ayşe Yetişkin Kubilay'ın imzasını taşıyan kitapta haritalara özenle kaleme alınmış Türkçe ve İngilizce metinler eşlik ediyor. Her haritanın üzerinde bizzat haritayı hazırlayan kişinin ya da o dönemin gezginlerinden birinin hatıratından kısa alıntılar yer alıyor. 'İstanbul Haritaları' kitabı, gravür tekniğiyle hazırlanmış İstanbul'un nadide haritalarını bir araya getirirken, tahta baskıdan taş baskıya kadar basım tekniklerinin gelişimini de gözler önüne seriyor.

Haritaları hazırlayanların kimi İstanbul'u bizzat görerek çizmiş, kimisi başka haritalardan ve hatıralardan yararlanmış. Bazı haritalar yalnızca harita olarak hazırlanmış, bazıları bir sanat eseri olarak düşünülmüş. İçinde sadece coğrafi konumu veren de var, binalarıyla, insanlarıyla bir şehri resmeden de. Haritaların son birkaç örneği hariç hemen hepsi, yabancıların imzasını taşıyor.

Kitaptaki ilk harita 1422 tarihli. Bilinen en eski İstanbul planı. Chiristoforo Buondelmonte tarafından hazırlanmış. Bizzat İstanbul'a gelerek hazırlamış haritasını Buondelmonte. İstanbul'un fetihten kısa bir süre öncesini gösteren harita, harap bir şehrin görüntüsünü aksettiriyor. Buondelmonte da zaten Latin istilası görmüş İstanbul'u 'çok talihsiz bir kent' olarak tarif ediyor. Ayasofya'nın sadece kendisinin ayakta kaldığını, kiliseye ait diğer yapıların yıkıldığını, sarnıçların bir kısmının kuruyup kullanılamaz hale geldiğini anlatıyor. Haritada dikkat çeken bir görüntü de o zamanlar Suriçi'ni bir baştan bir başa bölen ama günümüze bir damlası ulaşmayan Lykos deresi.

Braun ve Hogenberg'in Constantinopolis haritasında ise ilk kez bir Osmanlı şehrini izliyoruz. Topkapı Sarayı ilk binalarıyla Sarayburnu'na kurulmuş, Ayasofya'ya minareler eklenmiş, Beyazıt'ta Eski Saray yapılmış, Fatih Külliyesi inşa edilmiş. Hipodrom yarı yıkılmış olarak ayakta. Bizans İmparatorları'nın son mekanı Edirnekapı'daki Tekfur Sarayı da o yıllarda tam anlamıyla mamur. Haritanın farklı baskılarında etrafına padişahların portreleri sıralanmış. Prokopius, haritasını İstanbul ve civarını adım adım ölçerek hazırlamış. İşin ilginci, bu çizimler günümüzün modern teknikleriyle hazırlanan haritalara çok yakın. Şehrin ilk bilimsel ölçekli haritası ise 1786 tarihini taşıyor.

1782'de Tomas Lopez, İstanbul'un yangınlarını çizmiş, Bertrand Bareilles yangın sigorta planlarını. Necip Bey'in 1914-1918 arasında hazırladığı 15 paftalık haritalar şehri sokak sokak gösterirken Mühendishane-i Berri-i Hümayun öğrencilerinin ortak imzasını taşıyan harita İstanbul'da o denimde mevcut 824 camiyi tek tek gösteriyor. 'İstanbul Haritaları kitabı, ulaşılması zor pek çok kaynakta yer alan bu önemli belgeleri iki kapak arasında toplayarak İstanbul sevdalılarına büyük hizmette bulunuyor.

ZAMAN








Faikpaşa Yokuşu, Fazilet Apartmanı, No:43
Çukurcuma- Beyoğlu/ İstanbul
Telefon: +90 212 251 16 72
info@galerialfa.com
tasarım & uygulama
Truva Bilişim Çözümleri
Truva Bilişim Çözümleri